Radyografi
X-ışınları madde içerisinde maddenin kalınlığı, yoğunluğu ve atom numarası ile ters orantılı olarak mesafe katederler. Başka bir ifadeyle X-ışının önündeki maddenin kalınlığı, yoğunluğu ve atom numarası arttıkça X-ışınının o madde içerisinde katedebileceği mesafe kısalır. Bu, radyografinin temelini oluşturan prensiptir. Çünkü X-ışınları insan vücudundaki doku ve organların özelliklerine bağlı olarak bu doku ve organlar içerisinde farklı oranlarda mesafe katederler. Doku içerisinde katettikleri mesafeye göre dokuya aktardıkları radyasyon miktarı değişir sonuçta röntgen filmi üzerinde siyah ile beyaz arasında değişen farklı tonlarda kararma oluşturarak ilgili doku/organ hakkında bilgi sağlarlar. Vücut içerisindeki bir yapının X-ışınları ile görüntülenmesi Şekil 1’de temsili olarak gösterilmektedir.
Röntgen cihazlarında insan sağlığı için herhangi bir risk taşımayacak kadar düşük seviyede radyasyon kullanılır. Görüntülenmek istenen bölge cihazın tam karşısına gelecek şekilde hastaya pozisyon verilir ve cihaz içerisinde üretilen X-ışınları hedef doku/organa gönderilir. Hedefin arkasında yer alan detektör vasıtasıyla hastanın vücudundan geçen X-ışınları kaydedilerek işlenir sonuçta bilgisayar ekranında görüntülenen radyografi görüntüsü elde edilir.
Günümüzde halihazırda kullanılmakta olan röntgen sistemleri (düzlem panel dedektörler) geliştirilmeden önce film-ekran radyografi olarak adlandırılan ve görüntünün bir film aracılığıyla incelendiği sistem ile bilgisayarlı radyografi (computed radiography, CR) olarak adlandırılan ve görüntünün bir kaset aracılığıyla incelendiği sistemler kullanılmaktaydı.
Film-ekran radyografisinde X-ışınlarının, bazı gümüş tuzlarını karartması özelliği kullanılır. Her iki tarafı da X-ışınlarına duyarlı fosfor gibi bir malzeme ile kaplanmış film, iki güçlendirici ekran arasına yerleştirilir. Güçlendirici ekran içerisinde X-ışınları soğurularak ışık fotonlarına dönüştürülür ve bu ışık fotonları filmin gümüş halid tabakasını ışınlar. Bu ışınlama ile oluşan görüntüye latent imaj adı verilir. Latent imajın banyo edilmesi ile görülebilen imaj elde edilir. Bu, röntgen filmlerinin oluşturulmasındaki temel prensiptir. Röntgen filmlerinin üzerindeki gümüş halid kristalleri kararak görüntü oluşturulur. Buna X-ışınlarının fotografik etkisi denir.
Bilgisayarlı radyografi sistemlerinde ise X-ışınlarının fosforesans özelliği kullanılır. X-ışınları bilgisayarlı radyografi içerisinde bulunan fosfora çarptığında X-ışın enerjisinin çok büyük bir kısmı fosfor içerisinde depolanır. Ardından kaset içerisinden çıkarılarak bir okuyucuya yerleştirilir ve lazer ile taranır. Tarama işlemi ile fosfor içerisinde uyarılma gerçekleşir ve fosforun görünür ışık yayınlanması sağlanır. Ardından cihaz içerisindeki elektronik ekipmanlar vasıtasıyla bu görünür ışık işlenir ve görüntü elde edilir.
Film-ekran sistemleri ile kasetle çalışan bilgisayarlı radyografi sistemlerinin en büyük dezavantajlarından biri röntgen çekiminden sonra yeni bir görüntü alınabilmesi için oldukça uğraş gerektiren bazı prosedürlerin yapılması gerekliliğidir. Kullanılan filmin tekrar kullanılamaması, çekim sonrası banyo edilmesi, kasetin her çekim sonrası sıfırlanması gibi gereklilikler çekimleri yavaşlatmakta ve işlem sürelerini uzatmaktadır. Bu gibi sebepler doğrultusunda film ve kaset sistemleri yerine düzlem panel dedektör adı verilen görüntüleme sistemlerin geliştirilmesiyle birlikte modern bilgisayarlı sistemler kullanılmaya başlanmıştır.
Ne İşe Yarar?
Röntgen veya diğer adıyla X-ışın cihazı, vücut içerisindeki kemiklerin ve yumuşak doku olarak adlandırılan kemik dışındaki diğer yapıların incelenmesinde oldukça başarılı sonuçlar veren bir tıbbi görüntüleme cihazıdır. Özellikle kemiklerde meydana gelen kırık, çatlak gibi hasarların görüntülenmesinde sıklıkla tercih edilir. Bunun yanı sıra çeşitli akciğer hastalıklarının teşhis edilmesinde ve yaralanmaların görüntülenmesinde de kullanılmaktadır (Şekil 2).
Röntgen Çeşitleri
Radyografi olarak da adlandırılan röntgen çekimlerine, vücudumuzda görüntülenmek istenen bölgeye göre farklı isimler verilebilmektedir. En yaygın röntgen türlerinden bazıları şunlardır:
- Kemik Röntgeni: Kırık, çatlak, eklem çıkıklarının oluşması gibi durumlarda kemik röntgeni incelemesi kullanılır.
- Diş Röntgeni: Dişlerin ve diş etlerinin değerlendirmesinde, enfeksiyon aramasında diş hekimleri tarafından sıklıkla tercih edilir.
- Akciğer Grafisi: Kalp, akciğerler, kan damarları, göğüs ve omurga kemiklerinin görüntülerinin elde edilmesi amacıyla kullanılır. Genellikle göğüs ağrısı, göğüs yaralanması veya nefes darlığı şikayetlerinde akciğer grafisine başvurulur.
- Floroskopi: Çoğunlukla gastrointestinal sistem muayenelerinde kullanılan ve doktorun uygulama esnasında anlık olarak vücut içerisini görüntülemesini sağlayan röntgen çeşididir.
Faydaları
Gelişen teknoloji sayesinde, görüntülemede kullanılan röntgen cihazlarında gerekli kolimasyon ayarları yapılarak hastanın tüm vücuduna değil yalnızca görüntülenmek istenen bölgeye ve oldukça düşük seviyelerde radyasyon verilir. Üstelik elle/gözle yapılan muayenelerle kıyaslanamayacak kadar çok detaylı görüntüleme yapılması sağlanır. Bu sayede hastalık tanısının konulmasında ve tedavi seyrinin takip edilmesinde etkili ve güvenli bir yol sunar.
Kullanım Alanları
Hastanın durumuna göre değişiklik göstermekle birlikte çoğunlukla röntgen çektirilmesi istenilen durumlar şu şekildedir:
- Kemiklerde kırık, çatlak oluşumunu tespit etmek için
- Ağrı ve şişlik gibi semptomların nedenini belirlemek için
- Vücuttaki yabancı cisimleri tespit etmek için
- Kemiklerde, eklemlerde veya yumuşak dokularda yapısal problemler olup olmadığını belirlemek için
- Kanser ve diğer hastalıkların rutin taramaları için
Hamile ve hamilelik şüphesi olan hastaların röntgen çekiminden önce doktoruyla görüşmesi tavsiye edilmektedir.